04 Mayıs, 2011

Anlat istersen sabaha kadar

... karşındaki seni anlamıyorsa ne fayda. 'Ne kadar anlatırsan anlat, anlattıkların karşındakinin anladıkları kadardır' şeklinde de kullanılır daha yaygın bir şekilde. Hele de insanların birbirlerini anlamadıklarından şikayet ettikleri bu zamanlar için biçilmiş kaftan olsa gerek.

Bazı zamanlar çokça olmak kaydıyla bende yaşıyorum bu durumu. Biliyorum bu çokçalık benim ruh halime göre değişiyor ama bazen gerçekten anlatmaktan yorulmuş, nefes nefese kalmış halde buluyorum kendimi. Neden bu kadar uğraşıyorum peki? Madem karşımdaki zaten baştan beri kafasının aldığı kadar anlayacak beni, bunu bile bile nedir bu çabam?

Kendimi ifade edebilecek kadar konuşabildiğimi düşünüyorum, hatta duygularımı fazlasıyla açık etmemden dolayı sıkıntılar yaşayabileceğimi söyleyenler bile oldu. O kadar açık sıkıntı, mutluluğumu anlatabiliyorum. İşte bu yüzden de neden anlaşılamadığım konusuna bir açıklık getirebilmiş değilim.

Anlaşılabilir olmak için birkaç gerekli unsur var bence:
- Karşınızdaki insanla aynı dili konuşmanız gerekiyor. Sadece Türkçe, İngilizce meselesi değil bahsettiğim, hayata bakış açılarınız, ortak noktalarınız, paylaştığınız şeyler vs. anlamında.
- Dile getirebileceğiniz bir konu örneğin sorun olmalı.
- Bu sorunu çok açık bir dille anlatmalısınız. Hatta hani o kişi sanki karşınızdaymış gibi yaptığınız zaman daha açık yüreklilikle söylersiniz ya düşüncelerinizi, işte o şekilde.
- Karşınızdakinin sizi dinlediğinden emin olmalısınız. (Bu madde bir üstteki maddeden önce olabilir. Bu dinlendiğiniz için mi anlattığınıza yoksa anlattığınız zaman mı dinleneceğinize göre değişir.)
- Daha anlaşılır olmak için örnekler vermek yerinde olabilir. ( Bazı yerlerde çok fazla geçmişle ilgili örnekler vermemek gerektiğinden bahsediliyor.)
- Ses tonunuzun yüksek olmamasına dikkat etmelisiniz. Zira kızgınken söylediğiniz hiçbir şey karşı taraftan anlaşılmıyor.

Bunların çoğu hatta hepsi hepimizin bildiği şeyler. Benim anlamadığım yer ise benim bunların hepsini yapıyor olduğum halde hala anlaşılamıyor olmam. Bu yazı da işte tam bu yüzden.

Aslında daha az şey anlatıp, daha çok anlaşılsam/anlaşılsak ne güzel olurdu değil mi?