12 Şubat, 2013

özgürüm, özgürsün, özgürler

Bugün bir arkadaşımın 'kendini anlatsana biraz bana' demesiyle başladı herşey. Ona bu soruyu sorduran da beni çoğu zaman neşeli halimle görmesi ve buna bir anlam vermek istiyor olması olabilir. Ya da bununla hiç alakası olmayan sıradan bir soru da olabilir. Bilemiyorum..

Bu sorunun tam da üstüne bıraktığım anlamsız bakışların ardından, aklımda yer etmiş şeylerden bahsettim ona kısa kısa. Bahsettikçe zamanında asla unutmayacağımı iddia ettiğim ne varsa konuşma sırasında aklıma geldi, onlar aklıma geldikçe ben şaşırdım. Yaşadığım ne çok şey varmış aslında irili ufaklı diye de düşündüm bir yandan. (evet, hepsini aynı anda yapabilecek kadar komplike bir beynim var)

Tabi ki eğer mal gibi bir hayat yaşamıyorsam -ki yaşamıyorum kendimce- yaşadığım, etkilendiğim, etkisine tepki gösterdiğim pek çok şey oluyor. Oldukları zamanlarda bana hissettirdikleri kuvvetli duygulardan dolayı da her zaman aynı şiddette bir hisse sahip olacakmışım gibi geliyor. Hep nefret edecekmişim, hep kızacakmışım, hep sevecekmişim.. gibi.

İşte tam da konuşurken belki ses tonumda yarattıkları ufak nüanslar dışında çok da tın kıvamına geldiklerini farkettim yaşadıklarımın. Şuan içinde bulunduğum zaman dilimi açısından pek de güzel olmuş böyle olması ama zamanında da o kadar hislerimi çarçur etmeselermiş keşke.

Burdan yaşadığım bütün kötü anılara, bu kötü anılardaki kötü karakterlere sesleniyorum.

'Özgürsünüz!'