darlandıkça yazmak gibi. içip içip yazmak, konuşamadıkça yazmak gibi. uyumsuz iki parça gibi. senle ben gibi..
ne kadar yükselirsen o kadar sert düşmek, ne kadar çok çabalarsan o kadar çok yorulmak gibi. boşa kürek çekmek gibi...
varken yok gibi..
severmiş gibi..
istemeden de olsa boşvermek gibi..
benim yaptığım, yapamadığım gibi..
mor uçlu kalem
bir ben eksiktim
22 Ağustos, 2013
05 Nisan, 2013
öyle bir an
Biliyorum ben artık ne düşündüğünü. Bana bakarken benim içimden geçenlerin aslında senin içinden de geçtiğini. Uzun zamandır duymak için can attığım şeyleri de duydum sonunda.
Elimi tuttun, gözüme baktın. Anlattın her şeyi. Senin için söylemesi zordu, benim için de dinlemesi. Nereye baksam bilemedim ben senle konuşurken, sanki ilk kez karşılıklı geliyormuşuz gibi.
Halbuki ne kadar da iyi biliyordum ben seni. Daha aklından geçerken anlıyordum ne diyeceğini. O kadar biliyordum ben seni.
O kadar..
14 Mart, 2013
12 Şubat, 2013
özgürüm, özgürsün, özgürler
Bugün bir arkadaşımın 'kendini anlatsana biraz bana' demesiyle başladı herşey. Ona bu soruyu sorduran da beni çoğu zaman neşeli halimle görmesi ve buna bir anlam vermek istiyor olması olabilir. Ya da bununla hiç alakası olmayan sıradan bir soru da olabilir. Bilemiyorum..
Bu sorunun tam da üstüne bıraktığım anlamsız bakışların ardından, aklımda yer etmiş şeylerden bahsettim ona kısa kısa. Bahsettikçe zamanında asla unutmayacağımı iddia ettiğim ne varsa konuşma sırasında aklıma geldi, onlar aklıma geldikçe ben şaşırdım. Yaşadığım ne çok şey varmış aslında irili ufaklı diye de düşündüm bir yandan. (evet, hepsini aynı anda yapabilecek kadar komplike bir beynim var)
Tabi ki eğer mal gibi bir hayat yaşamıyorsam -ki yaşamıyorum kendimce- yaşadığım, etkilendiğim, etkisine tepki gösterdiğim pek çok şey oluyor. Oldukları zamanlarda bana hissettirdikleri kuvvetli duygulardan dolayı da her zaman aynı şiddette bir hisse sahip olacakmışım gibi geliyor. Hep nefret edecekmişim, hep kızacakmışım, hep sevecekmişim.. gibi.
İşte tam da konuşurken belki ses tonumda yarattıkları ufak nüanslar dışında çok da tın kıvamına geldiklerini farkettim yaşadıklarımın. Şuan içinde bulunduğum zaman dilimi açısından pek de güzel olmuş böyle olması ama zamanında da o kadar hislerimi çarçur etmeselermiş keşke.
Burdan yaşadığım bütün kötü anılara, bu kötü anılardaki kötü karakterlere sesleniyorum.
'Özgürsünüz!'
Bu sorunun tam da üstüne bıraktığım anlamsız bakışların ardından, aklımda yer etmiş şeylerden bahsettim ona kısa kısa. Bahsettikçe zamanında asla unutmayacağımı iddia ettiğim ne varsa konuşma sırasında aklıma geldi, onlar aklıma geldikçe ben şaşırdım. Yaşadığım ne çok şey varmış aslında irili ufaklı diye de düşündüm bir yandan. (evet, hepsini aynı anda yapabilecek kadar komplike bir beynim var)
Tabi ki eğer mal gibi bir hayat yaşamıyorsam -ki yaşamıyorum kendimce- yaşadığım, etkilendiğim, etkisine tepki gösterdiğim pek çok şey oluyor. Oldukları zamanlarda bana hissettirdikleri kuvvetli duygulardan dolayı da her zaman aynı şiddette bir hisse sahip olacakmışım gibi geliyor. Hep nefret edecekmişim, hep kızacakmışım, hep sevecekmişim.. gibi.
İşte tam da konuşurken belki ses tonumda yarattıkları ufak nüanslar dışında çok da tın kıvamına geldiklerini farkettim yaşadıklarımın. Şuan içinde bulunduğum zaman dilimi açısından pek de güzel olmuş böyle olması ama zamanında da o kadar hislerimi çarçur etmeselermiş keşke.
Burdan yaşadığım bütün kötü anılara, bu kötü anılardaki kötü karakterlere sesleniyorum.
'Özgürsünüz!'
03 Ocak, 2013
18 Aralık, 2012
'yeni'den..yep'yeni'..
Hani bazen oluyor ya aklın karışıyor, yüreğin anlamadığın bir sebeple darlanıyor. İyiyim dedikçe daha da kötüleşiyor, başka şeylere yönelmeye çalıştıkça da aynı yere saplanıp kalıyorsun ya.
İşte tam bu durumlarda kendini daha da içinden çıkılması zor durumlara sokman, 'heh bir bu eksikti' diye de hayıflanman kaçınılmaz oluyor tabi. Sıkabildiğin kadar sıksan da kendini bir b.k olmuyor.
Sen diye bahsettiğim benim aslında. Şu sıralarda nereye baksa sorun gören, geçici çözümler ararken daha da sorun çıkaran da benim. Bazen en keskininden iki kapan arasında kalmışcasına çaresiz hisseden de.
Geçiş dönemleri hep zor olur biliyorum. Yeni bir işe, yeni bir ilişkiye, yeni bir şehirde yaşamaya başlarken insan hep bir tökezliyor. Kilit kelime 'yeni'. Ve benim de ayağım 'yeni' hayatımdaki 'yeni' şeylere takıldı. İyileşmesi kolay ama zaman alacak irili ufaklı yaralarım oldu.
Bu zamanlarda aklı oyalamak ihtiyacı hissediyor insan. Kafayı takacak bir konu, peşine takılıp gidilecek bir amaç, ruhu oyalayacak bir eğlence istiyor. E yaşanılan boşluktan da peşinden gidilenin saplantı halini alması çok olası. İşin en kötü tarafı ise saplantı haline gelen konunun hiç gerçekleşme ihtimali yokken 'neden olmasın ki' kıvamında gözükmesi.
Biraz kafan açıldığında anlıyorsun nasıl bir saçmalık içinde olduğunu. Aslında en çok istediğin şey gibi gözükenin, asıl senin istediğinle hiçbir alakası olmadığını.
Bende anladım nasıl bir saçmalık içinde olduğumu. Kendimi olmadığım, olmayı istemeyeceğim bir insan gibi gösterdim kimilerine. Israrcı, kırıcı ve bencil oldum. Kimilerine göreyse despot..
Bu tanımlamalar nasıl olmadığım bir ben gibi davrandığımı anlamamı sağladılar, kendimi toparlamam gerektiğini de.
Bu sebepten bu yazıyı yazıyorum kendime. Her bir darlıkta yaptığım gibi.
sonrasında 'yeni'den iyi hissetmek için..
11 Kasım, 2012
nefes
hala yaşıyorum, iyiyim..
nefes alıp verişlerim normale dönüyor.
yakında yeniden yazmaya başlayacağımdır, bilginize..
nefes alıp verişlerim normale dönüyor.
yakında yeniden yazmaya başlayacağımdır, bilginize..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)