18 Aralık, 2012

'yeni'den..yep'yeni'..

Hani bazen oluyor ya aklın karışıyor, yüreğin anlamadığın bir sebeple darlanıyor. İyiyim dedikçe daha da kötüleşiyor, başka şeylere yönelmeye çalıştıkça da aynı yere saplanıp kalıyorsun ya.

İşte tam bu durumlarda  kendini daha da içinden çıkılması zor durumlara sokman, 'heh bir bu eksikti' diye de hayıflanman kaçınılmaz oluyor tabi. Sıkabildiğin kadar sıksan da kendini bir b.k olmuyor.

Sen diye bahsettiğim benim aslında. Şu sıralarda nereye baksa sorun gören, geçici çözümler ararken daha da sorun çıkaran da benim. Bazen en keskininden iki kapan arasında kalmışcasına çaresiz hisseden de. 

Geçiş dönemleri hep zor olur biliyorum. Yeni bir işe, yeni bir ilişkiye, yeni bir şehirde yaşamaya başlarken insan hep bir tökezliyor. Kilit kelime 'yeni'. Ve benim de ayağım 'yeni' hayatımdaki 'yeni' şeylere takıldı. İyileşmesi kolay ama zaman alacak irili ufaklı yaralarım oldu.

Bu zamanlarda aklı oyalamak ihtiyacı hissediyor insan. Kafayı takacak bir konu, peşine takılıp gidilecek bir amaç, ruhu oyalayacak bir eğlence istiyor. E yaşanılan boşluktan da peşinden gidilenin saplantı halini alması çok olası. İşin en kötü tarafı ise saplantı haline gelen konunun hiç gerçekleşme ihtimali yokken 'neden olmasın ki' kıvamında gözükmesi. 

Biraz kafan açıldığında anlıyorsun nasıl bir saçmalık içinde olduğunu. Aslında en çok istediğin şey gibi gözükenin, asıl senin istediğinle hiçbir alakası olmadığını. 

Bende anladım nasıl bir saçmalık içinde olduğumu. Kendimi olmadığım, olmayı istemeyeceğim bir insan gibi gösterdim kimilerine. Israrcı, kırıcı ve bencil oldum. Kimilerine göreyse despot.. 

Bu tanımlamalar nasıl olmadığım bir ben gibi davrandığımı anlamamı sağladılar, kendimi toparlamam gerektiğini de. 

Bu sebepten bu yazıyı yazıyorum kendime. Her bir darlıkta yaptığım gibi.

sonrasında 'yeni'den iyi hissetmek için..

11 Kasım, 2012

nefes

hala yaşıyorum, iyiyim..

nefes alıp verişlerim normale dönüyor.

yakında yeniden yazmaya başlayacağımdır, bilginize..


18 Temmuz, 2012

benim

seni ne kadar özlediğimi bir bilsen ah bir bilsen.. yokluğundan utanırsın.

o kadar..

13 Temmuz, 2012

yanında olmadığım doğum gününü ne yapayım ki ben?

Unutmadım bak. Kaç gündür aklımda, sanki arayıp kutlayabilecekmişim gibi. Ki ne çok istiyorum bir bilsen.
Hani belki bu sefer yolun buraya düşer de okursun diye yazıyorum bu yazıyı, 'unutmamış' ama 'kutlayamamış'.

Yeni yaşında yanında olmak isterdim. Güzel hediyeler için değil, doya doya sarılmak için.

Doğum günün kutlu olsun sevgilim..

Sana özel not : Özlemekten vazgeçmedim.

26 Haziran, 2012

soru işareti

Ben herşeyi biliyorum demeyeceksin azizim. Her an yeni bir şey öğreniyorsun. ''Aa bak bu da varmış hayatta'' dediğin şeyler de çıkabiliyor nitekim.

O sebepten sanırım sevmiyorum, herşeyi ben bilirimci adamları (adam burda cinsiyet ayrımı için kullanılmamıştır ). Nerden biliyorsun derler adama. Ben derim mesela. Hep bildiğin yerlerde gezersen, tabi bilirsin derim bir de öldürücü darbe niyetine.

Misal ben. Evet, ben. O kadar arkadaşım var (arada hava mı da atayım), her birinin ayrı bir uyuzluğu var ayıptır söylemesi. Birinin hoşuna giden, diğerine garip geliyor. Oyun hamuruna döndüm resmen. Hani hayt huyt bir insan olsam, banane der geçerim ama yok hepsine ayrı takıyorum kafayı. Bende de ne kafa varmış arkadaş!

Hani bazı insanlar, cool takılıyorlar ya bu konularda. Çok fena özeniyorum ben onlara. Öyle kendi kendime özeniyorum işte.

Ara ara atarlanıp deniyorum kendimi. ''Beni aramayanı ben de aramıycam'' diyorum tam, aksine de o gün bütün kendi kendime tribe girdiklerimin arayası tutuyor. Ee tabi oyun hamuru olmak kolay değil, hemen şekle giriyorum bende. Ahh kaderin cilvesi, bırak peşimi..

Uzun zamandır içimde kalan kendime atarımı da burdan paylaşmış oldum. Rahatladım mı bilmiyorum ama tribe devam ediyorum tağbi ahaha!

Not : Algıda seçicilik olayını abartmış durumdayım. Bunun altından başka bişey çıkacak diye ödüm pörtlüyor.

Sonradan eklenen not : 1 benim uğurlu sayım. Kaç gündür bu da aklımdaydı, yazayım bari.

Saygılar..

23 Haziran, 2012

bokumdaki boncuk

Ne diyordu şair; 

Yıkıldı yolunu bekleyen şehir
Şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir...!!

22 Haziran, 2012

bok

özledim ben seni yine bugünlerde.
sorgulamaya başladım yine olanları.
algım da sağolsun pür dikkat seninle ilgili her bir ayrıntıyı gözüme sokuyor.

ne oluyor yani böyle olunca? bok var! her yerde hatırlayacak bir ayrıntı bulmaya ne gerek var? bok mu var?

olmuyor işte. aramıyorsun. Oysa ki yaptığın güzel şeyleri özenle seçip yarattığım hayal dünyamda, sen beni çok seviyordun, tıpkı dizimin dibinde oturur gibi. sırf bu hayale dayanarak belki pişman olursun, kahrolursun, dibin düşer özlemekten diye bekliyorum ama yok olmuyor!

bok vardı oldu, bok vardı olmuyor..

28 Mayıs, 2012

sonuç?

Kendime ekstra yorgunluklar ekliyorum bugünlerde. Ne bedenimde, ne de aklımda senden hiçbir iz kalmasın diye.

Kusura bakma sevgili.

Seni aldatmak isterken sanırım kendimi aldattım.

18 Mayıs, 2012

26 Nisan, 2012

belki bir gün..

Durdu.
Onunla beraber herşey durdu.
Durmayan tek şey kalbimdi. O durdukça sanki kalbim daha hızlı atmaya başladı. Bir konuşsa normale dönecekti herşey. Başta ne söylediği önemsiz olacaktı. Sonra sonra anlayacaktım. Ama bir konuşsaydı..


''Hadi konuş, ne olur'' dedim son bir gayretle. Sanki o an farketti orda olduğumu. 
''Olmuyor'' dedi. 


Beklediğim cümle değildi bu ama yine de konuştu ya, yetindim bununla. Konuşacaktı artık, o ilk cümleyi söyledi ya gerisi gelecekti. 

''Uzaktan olmuyor, bu şekilde daha ne kadar devam edecek'' dedi. 

Ben devam ediyordum, yapabiliyordum. Yapabilirdim de. Olmayan neydi ki? Hani kalbim konuşunca bu kadar hızlı atmayacaktı? Neden yaşadığımız herşey gözümün önünden geçiyor? Yaşadığımız şeylerin güzelliğinden şüphe etmem normal mi?..

Ne kadar da kararlı söyledi bunları. Bense hala inanamıyordum. Gene iki ayrı uca düşmüştük aynı yola çıktığım insanla.

''Başından beri böyle değil miydi ama, ne değişti? Ben bir an bile şüphe etmedim seninle olup olmayacağından. Sen nasıl getirdin sevgini bu noktaya? İki insan birbirini severse herşeyin üstesinden gelir, ben buna inanıyorum. Hayatımdan her giden benim iyiliğim için gittiğini söylediği halde ben hiç iyi hissetmedim kendimi. Hepsi sözde beni severek ayrıldılar, yetmezmiş gibi ayrılmak zorunda kaldıklarına inandırdılar beni. Şimdi sen karşımda onlar gibi davranıyorsun. Hayatımda sıradan biri olmayı göze alıyorsun.'' 

Bu sözler aklımdan kaç kere geçti, onun hayali cevaplarına göre kaç kere şekillendi, ama ne beklediğim cevaplar vardı içinde, ne de söylemeyi planladıklarımın tümü. Ne kadar söylersem söyleyim gene birşeyler eksik kalacaktı. Zorlamadım kendimi. Varsın söylenmesi gerekenler bunlar olsun.

Gözlerime baktı. Konuşmadan da vedalaşılırmış. Sonradan anladım. İnanmayanı inandırmak zormuş. Onu da sonradan anladım. Sen çoktan gitmişsin ya ben en son onu anladım. Daha yeni anladım.

Senden sonra, benden önce, dün, bugün. Hepsi aynı oldu. Sen herkes gibi oldun. Ben eski benden çok uzak. Kalp kırıklarıma yenileri eklendi. Ve sen gittin.

Geriye ben kaldım, senden önceki benden farklı, biraz daha yorgun bir ben. Tekrar aynı ben olmayacağım. Akıllandığımı söyleyeceğim kendime, kimseyi sevmeyeceğimi. Herkesin bir gün, bir yerde gideceğine inandıracağım kendimi. Her halimle beni kabul eden insanlara sığınacağım hayal kırıklıklarımla. Şikayet edeceğim seni. Bir kaç zaman önce 'beni seviyor, çok seviyor' diye seni anlattığım insanlar, bana senin gerçekten sevmediğini söyleyecekler. Bütün kanıtlarımı benden aldın diye çaresiz kabul edeceğim. 

Üzüldüğümü söyleyip, ağlamamak için dişlerimi sıkacağım. En çok geceleri aramak isteyeceğim seni. Kendi kendime engel olacağım. 'Bırak o arasın' diyecek bir yanım. Aramayacağını bilerek, aramanı ümit ederek hayatıma devam edeceğim. Kaç gündür konuşmadığımızı hesaplayıp, daha az zaman oldu diyip kendimi rahatlatacağım.


Günler sonra arkadaşlarım seni soracak, bilmiyorum derken içim acıyacak yeniden. 


Ve bir gün gelecek seni anlatırken bir yabancıdan bahsediyor gibi hissedeceğim. İçim acımayacak daha fazla. Kaç gündür konuşmadığımızı saymayı bırakacağım. 


İyileşme belirtileri başlayacak, her bir adımda daha da iyi olacağım. 


Adın aklıma geldiğinde kalbim çarpmamaya başladığında herkes gibi olacaksın. Tıpkı istediğin gibi..

23 Nisan, 2012

kaybolup gidelim

durgun sularına bırakıyorum kendimi
korkmuyorum derine dalmaktan
martılar sessiz süzülürken sana
saçların savrulur yorgun düşmüş aklıma şarkıma

beni seninle benden al al götür
kaybolup gidelim ellerin elinde
bana teninde aşktan bir yer ayır
rüzgarınla savrulup geleyim kendime
 
tepeden bakınca ayağımın altından
kayan yansımalar görüyorum
uzatıp ellerini tutamıyorum kendimi
gülmeye muhtaçken yokluğuna alıştım karıştım
 
beni seninle benden al al götür
kaybolup gidelim ellerin elinde
bana teninde aşktan bir yer ayır
rüzgarınla savrulup geleyim kendime

(Zımba)


Not : Bu şarkı can' özlemine..

21 Nisan, 2012

güzel bir gün..

Dilimde bir şarkı :  ''Geeeelsiiiin hayat bildiği gibi geeeelsiiiin''

Bugün güzel bir gün olacak biliyorum.

Evet, biliyorum.

12 Nisan, 2012

Bugün

seni özledim..

Uzun zamandır görmezden geldiğim bu duyguyla ne yapacağımı bilemedim. Dile getiremediğim bir özlemin bana ne faydası var ki. Ya da sana ne faydası olacak ki.

Keşke seni ne kadar özlediğimi sende bilebilsen. Keşke sende benim kadar özlemiş olsan. Keşke bizi bu özlemlere mahkum etmesek.. Keşke.. Keşke..

Sana söylemek istediğim ne varsa yazarsam rahatlarmışım. Birde seni aramamak için başka şeylerle ilgilenmeliymişim. Yapıyorum, yapmaya çalışıyorum. Ama olması gereken bu duygunun önüne geçmeye gelince durum, heh işte bir onu yapamıyorum.

seni özledim..

Bunu bilemeyecek olman senin tercihin aslında. Senle ben, hani eskisi gibi olsak hemen söylerdim sana. Özlenmek güzel şey ya, mutlu olurdun. Sen mutlu olunca ben mutlu olurdum. Mutlu mutlu yaşar giderdik.

seni özledim..

Evren'in oyunlarına maruz kalıyorum bu sıralar, hayır olsun. Senin ismin, yaşadığın şehir, alakasız yerlerde karşıma çıkar oldu. Bir internet bağlantısının senin adına sahip olma ihtimali nedir? O da oldu. Çalıştığın yerin sonunda Love barındıran reklam kitapçıklarının evimin önüne yıllardan beri ilk defa gelmesi. Beraber dinlediğimiz şarkılar. Falan filan.. Evren de istemiyor galiba seni unutmamı..

seni özledim..

Bunu defalarca söyleyeceğim kendi kendime. Ve bekleyeceğim sabırla, herşey olacağına varıyor sonunda.

seni özledim..

Bunu sana söylememek için telefonumu uzak bir yere koyarım, kitap okurum uykum gelene kadar. Sıkılırsam televizyon izlerim sırf zaman geçsin diye. Uyurum, en iyisi uyumak. Benim düşüncelerimle şekillenen o dünyada huzurla uyurum.

seni özledim..

seni çok özledim..

Ve sadece bil istedim.

17 Mart, 2012

aşk

uğruna herşeyi göze aldığında..
umudunu inadına kaybetmediğinde..
sırf susmamak için konuştuğunda..
uzakta olsa da en yakınında hissettiğinde..
hayalleri gerçekleştirecek gücü kendinde bulabildiğinde..
 

05 Şubat, 2012

zaman

şimdi birde buradan baktım sana
senden kaçırdığım
kedere boğulduğum anlara

beni içine al artık
seni mutsuz kılan duyguyu
kırmak istiyorum

bir yerden aşağı
çok aşağı düştüm
zaman
solgun, sessiz bir koridordu
orada çok üşüdüm
çok üşüdüm

Mabel Matiz

19 Ocak, 2012

bulamaz mı?

Cevap: His yanılması yoksa, bulur. 
Ya da bulmalı diyelim ki resmi görüp de 'hadi canım ordan' diyenleri yazının başından korkutmayalım. Öyle beylik laflar edecek kadar ne tecrübem ne de mutlulukla sonuçlanmış bir aşk hikayem var. O yüzden şimdiden söyleyeyim, iyi aşkın formülünü bilmiyorum, bilsem öncelikle kendim kullanırım. Çok memnun kalırsam da zaten kimseye söylemem hahayt! Tamam, konumuza dönüyorum.


Bu aşk iki farklı insanı bir araya getiriyor ya azizim, ondan sebep bir şekilde bir tarafın hareket kabiliyetinin daha fazla olması gerekiyor ki orta noktada buluşulsun. Zira biz insanlar 'banane canım o gelsin' diye diye oturduğumuz yere, sahip olduğumuz karaktere çakıldığımızdan orta noktanın daha 'o'suna ulaşamıyoruz. Bende o bananecilerdenim. İçimden gelerek yaptığım bütün güzelliklerin, bir şekilde karşılığını görmek isterim. 'Cüzi bir ücret' gibi. Yok artık daha neler!. Yani bir güler yüz, teşekkür, takdir belirten bir kaç söz. Kim en azından bu kadar bir karşılık beklemiyorum derse yalan söylüyor, ben size diyeyim. 


İki farklı insanın biraraya gelmesi zaten yeterince sıkıntılı bir durum. Bu nedenle biraz vücudu esnetmekte yarar var, hareket etme kabiliyeti kazanma açısından diyorum, yanlış anlaşılmasın. Orta noktaya gelmeye gücenen sayın insanoğlu, bu orta noktadan uzaklaşmak içinse aklınızı hayalinizden uzaklaştıracak manevralar yapabilir. 'Ulan demin ki uyuşuk bu muydu' bile diyecek vakit bulamazsınız. 


Heh ben ne diyordum. Değerli, herkese tam tadında nasip olmayan bu duygunun kıymetini bilmek, bulduğumuz yerde sıkıca tutmak gerekmektedir. Ayaklarınızı yerden kesebilen bu his, uğrunda verdiğiniz her bir çabanın karşılığını size mutlaka verecektir. 


Ve ne demiştik, karşılıksız birşey olmuyor ya, gerekirse resimdeki gibi üstümüze bir takım kılıflar geçiririz. Bu insanları galeyana getiren bir cümle, 'ben karakterimden ödün vermem, o beni böyle sevsin' çığlıkları attırır. Zaten bahsettiğim birazcık karşı tarafın hoşuna gidebilecek gibi davranmak. Yani inadına hoşa gitmeyen şeyler yapmaya da gerek yok. 


Çok beylik laflar etmeyecektim(!), zira bu yazıyı okuma ihtimali olan sevgili, kızgın ve bunları benim neden yapmadığımı sorgulayan biri olabilir. Eğer okuyorsa şunu söylemeliyim ona : Herşeyin farkında olup da farkındalığını göstermek için biraz zamana ihtiyacı olan biri olabilirim. Ama orta noktaya gelmemiz için bir kaç adım da senin atman gerek sanki. Ne dersin?


Bol hareketli günler, orta noktada buluşmak üzere.